Yıllardır yazılarımda dile getiriyorum. Trabzon turizm kenti olacaksa turizmi yalnızca yaz aylarına sıkıştırmamalıyız. Eylül ayının sonuna gelindiğinde şehirdeki turizm hareketliliği büyük ölçüde sona eriyor. Oysa hedefimiz, Trabzon’u yılın on iki ayı yaşayan, üreten ve turist ağırlayan bir şehir hâline getirmek olmalıdır.

Bu doğrultuda Trabzon’daki turizm, kültür ve sanat faaliyetlerine baktığımızda Büyükşehir Belediyesinin çalışmalarını görmezden gelemeyiz. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yaz boyunca hemen hemen her yayla şenliğine katıldı, katılamadığı etkinliklere de destek verdi. Belediyenin hizmet araçları, stantları, sahneleri ve sandalyeleriyle birçok organizasyona katkı sağladı.

Ganita’da düzenlenen etkinliklerde çok sayıda sanatçıyı Trabzonlularla buluşturdu. Tiyatro gösterilerinden söyleşilere, sergi ve fotoğraf yarışmalarından yerel kültürümüzü tanıtan organizasyonlara kadar pek çok faaliyet gerçekleştirildi. Çalışmalar yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte de durmadı.

Şimdi sırada Gastronomi Festivali var. Bir şehrin tanıtımında doğal güzellikleri kadar mutfağının da önemli bir yeri vardır. Trabzon’un eşsiz lezzetleri yöresel yemekleri ve asırlardır yaşattığımız sofra kültürü, şehrin tanıtımında önemli bir değer taşıyor. Turizm yalnızca doğayı göstermekten ibaret değil; o şehrin tarihini, kültürünü ve sofrasını da ziyaretçilerine anlatabilmek gerekiyor.

Trabzon Büyükşehir Belediyesi de bu anlayışla şehrimizde ilk kez düzenlenecek Gastronomi Festivali için hazırlıklarını tamamladı. 29 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında Yeni Mahalle Fuar Alanı’nda yöresel lezzetler, ünlü şefler, gastronomi yarışmaları ve konserler vatandaşlarla buluşacak.

Burada asıl mesele, yalnızca bir festival düzenlemek değil, bu etkinliği kalıcı bir turizm hareketliliğine de dönüştürebilmektir. Mesela her yıl Adana’da düzenlenen Lezzet Festivali’nde kebap yemek için yola çıkanlar, neden Trabzon’a da kuymak yemeye gelmesin? Kuymak demişken, benim de bir önerim var: Aşure Günü var da Kuymak Günü neden olmasın?

Ahmet Metin Genç Başkanım, bu festivali fırsata çevirerek Kuymak Günü’nün de Trabzon’un özel günleri arasına girmesine öncülük edebilir. Böylece kuymak yalnızca sofralarımızın değil, şehrimizin tanıtımının da vazgeçilmez bir parçası hâline gelebilir.

Festivalde kuymaktan Akçaabat Köftesine, Sürmene Pidesinden hamsiye, turşu kavurmasından karalahana çorbasına kadar pek çok yöresel lezzeti bir arada bulmak mümkün olacak. Birbirinden değerli sanatçıların konserleri, yarışmalar, söyleşiler, profesyonel şefler ve lezzet ustalarının katılımıyla festivalin dolu dolu geçmesi bekleniyor. Kuymak uzatma rekoru denemesi de etkinliğin ilgi çekici bölümlerinden biri olacak.

Gıda alanında coğrafi işaret tescili alınmış 9-10 civarındaki ürünümüzün de bu organizasyonda tanıtılması, Trabzon’un gastronomi şehri olma yolculuğu açısından önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Yerel lezzetlerimizi tanıtmak, üreticilerimizi desteklemek, esnafımıza katkı sağlamak ve turizm sezonunu uzatmak için bu tür organizasyonlara kesinlikle ihtiyacımız var.

Yeri gelmişken birkaç dipnot da düşmek istiyorum. “Mıhlama” değil, muhlama… Muhlama ve Kuymak aynı şey değil, yapılışları ve tatları farklı. Hamsi balık değildir. Ayrıca horon tepilmez oynanır. Ordu’da ve Giresun’da “Pancar” denilen bitkinin adı yöremizde karalahanadır. Bu bilgilerin hepsi festivalin konusu olmasa da aklınızda bulunsun.

Bir de küçük bir hatırlatma: Festivale aç gitmeyi, diyetteyseniz diyetisyeninizden izin almayı unutmayın! Kısacası; tanıyın, görün, bilin ve tadını çıkarın.

Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkesi kutluyorum. Dileğim, Gastronomi Festivali’nin Trabzon’un tanıtımına katkı sunması, gastronomi şehirleri arasında yer alması ve turizmini on iki aya yayma hedefinde kalıcı bir adım olmasıdır. Kalın sağlıcakla.