Hayatta hepimizin en büyük yanılgılarından biri, herkesi memnun edebileceğimizi düşünmektir.

Ne kadar iyi niyetli olursanız olun, ne kadar dürüst davranırsanız davranın, ne kadar kimsenin hakkına girmemeye özen gösterirseniz gösterin; sizi sevmeyen, sizi anlamayan, yaptıklarınızdan razı olmayan mutlaka birileri çıkacaktır.

Çünkü insanları memnun etmek, çoğu zaman sizin nasıl biri olduğunuzdan çok, karşınızdaki insanın sizi nasıl görmek istediğiyle ilgilidir.

Kardeşleri Hz. Yusuf’tan razı değildi.

Oysa Hz. Yusuf’un başına gelenleri biliyoruz. Kardeşlerinin kıskançlığı onu kuyuya kadar götürdü. Bir insanın kendi kardeşleri tarafından kıskanılması, ona karşı kötü duygular beslenmesi, insanlık tarihinin en acı hikâyelerinden biridir.

Babası Hz. İbrahim’den razı değildi.

Hz. İbrahim, inandığı hakikatin peşinden yürümüş. Ama karşısında kendi ailesinden bile itiraz edenler oldu. Çünkü hakikatin peşinden gitmek, her zaman alkışlanmak anlamına gelmiyordu.

Eşi ve çocukları Hz. Nuh’tan razı değildi.

Hz. Nuh, yıllarca doğru bildiği yoldan ayrılmadı. Fakat en yakınları bile onun yanında yer almadı.

Demek ki insanın haklı olması, en yakınlarının bile mutlaka onunla aynı düşünceyi paylaşacağı anlamına gelmiyor.

Eşi Hz. Lut’tan razı değildi.

Hz. Lut da kendi ailesinin içinden gelen bir imtihanla karşı karşıya kalmış. Hakikatin yanında durmak, bazen en yakınındakilerle bile yolların ayrılmasını gerektirebiliyor.

Amcası Ebu Leheb, Hz. Muhammed’den (SAV) razı değildi.

Düşünün…

Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’e (SAV) bile karşı çıkanlar oldu. Üstelik karşı çıkanların arasında kendi akrabaları da vardı.

Bütün bunlar bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor,

Her ne kadar dürüst olsan da, senden razı olmayacak mutlaka birileri vardır, olacaktır da.

Öyleyse hayatımızı, herkes bizi sevsin diye yaşamamalıyız.

Herkes bizi alkışlasın diye doğru bildiğimizden vazgeçmemeliyiz.

Herkes bizden razı olsun diye haksızlığa sessiz kalmamalıyız.

Çünkü herkesin gönlünü hoş etmeye çalışırken kendi vicdanımızı yaralayabiliriz.

Bazen doğru söylediğiniz için sizi sevmezler.

Bazen hakkı savunduğunuz için sizi suçlarlar.

Bazen susmadığınız için sizi dışlarlar.

Bazen de sadece onların istediği kişi olmadığınız için sizden razı olmazlar.

Ama bütün bunlara rağmen insanın kendisine sorması gereken tek bir soru vardır,

“Ben doğru olanı yaptım mı?”

Eğer cevabınız evetse, gerisini fazla dert etmeyin.

Bırakın razı olmayanlar olsun.

Bırakın sizi anlamayanlar olsun.

Bırakın arkanızdan konuşanlar olsun.

Bırakın sizi sevmeyenler olsun.

Yeter ki siz kimsenin hakkını yemeyin, kimseye bile isteye kötülük etmeyin, vicdanınızı susturmayın ve doğru bildiğiniz yoldan ayrılmayın.

Çünkü hayatta herkesin rızasını almak mümkün değildir.

Ama kendi vicdanınızın rızasını kaybetmemek sizin elinizdedir.

Ve bazen insanın en büyük huzuru, herkesin kendisinden razı olması değil; gece başını yastığa koyduğunda, “Ben kimseye haksızlık etmedim, kimsenin hakkına girmedim” diyebilmesidir.

Gerisi, bırakın herkesin kendi hesabında kalsın.

Yani yazıyı 5 satır ile özetlersek;

Kardeşleri Hz. Yusuf’tan razı değildi.

Babası Hz. İbrahim’den razı değildi.

Eşi ve çocukları Hz Nuh’tan razı değildi.

Eşi Hz. Lut’tan razı değildi.

Amcası Ebu Lehep Hz. Muhammed’den (sav) razı değildi.

Her ne kadar dürüst olsan da, senden razı olmayacak olan birileri mutlaka olacaktır.