Görüyor musunuz pişkinliği, Sör Şimşek bile geçiştirir tarzda konuşuyor.
Fonumuza kadar çalmışlar, çalanlar tutuklanmıyor bile. Ülke resmen hırsızlarla dolu ama cezası yok. Başka ülkede olsa yer yerinden oynar bizde tınmıyor ülkeyi idare edenler.
Bu arada bizim millette de ne para var birader? Biri çıkar milyarlarca dolar çarpar gider, öteki milyarlarca lirayı yok eder, beriki devre mülk ayağına tokatlar geçer. Bitmiyor, para bitmiyor bizim millette.
Bir sene önce Sör Şimşek diyordu “biz bu işleri biliyoruz” diye, niye müdahale etmeniz kardeşim? Adamlar tıksırıncaya kadar yediler, hesabı da yine vatandaşa kitlediler. Ayıptır günahtır, benim vergilerimle durumu düzeltmeye çalışmayın. Hepiniz suçlusunuz!

Bana kalırsa Türkiye Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunu yapıldı. Organizeli bir biçimde yarım milyon vatandaşın tasarrufuna çöküldü ve bütün bunlar SPK eli ile yani kanun arkasına saklanarak. Diyorum ya en büyük vurgun diye, bu ne Thodex vurgununa benziyor, ne Çiftlik Bank, hatta ne İmar Bankası ne de Banker Kastelli. Onlar şimdinin yanında hiçbir şey. Peki, bu kadar büyük bir vurgunda kaç tane tutuklama var? Hadi tutuklamayı geçtim kaç tane gözaltı kararı var? Ayıptır, diyorum ya aslında daha başka şeyler de yazmak istiyorum ama Silivri soğuk diyorlar. Uyuşturucu bile kullananların reklamı yapılarak başı önde ters kelepçeyle görüntülerini dağıt ama bu vurgunculardan tek bir görüntü hatta tek bir haber hak getire…
Eeee…. Adalet böyle oluyor işte.
Adalet dağıtan herifin eşi SPK üyesi olduğu bir Türkiye’de hakikaten dayanmak çok zor.
Fan fin fon işler, bizi aşıyor.
Ye kürküm ye…
REİS’İ SEYRETTİNİZ Mİ?
Ben seyrettim…
1997 Eylül sonu, Trabzon’da 2-1 yendiğimiz Bochum ile Almanya da rövanş var. Usta Tur ile bende maça gitmiştim. Başkanımız o tarih, Mehmet Ali Yılmaz. Takımın başında da Yılmaz Vural var. Müthiş bir atmosfer içinde maça girdik, şimdi öğreniyorum ki Trabzonspor yeni hocası Thomas Reis o tarihler Bochum’da sol bek oynuyormuş. 20 nci dakika da 1-0 gerideyiz, 30 da biz attık 1-1 oldu. Müthiş bir seyircimiz var, o tarihler Başbakan Mesut Yılmaz bile maça gelmiş, düşünün yani. İlk yarı 2-1 gerideyiz. İkinci yarı başlayınca adamlar resmen bizi boğdu, 3-1,4-1 derken maç 70 nci dakikada 5-1 e geldiler. Yılmaz Vural hiç unutmuyorum önümde, kulübeye sinmiş sesi soluğu çıkmıyor. 5-1 den sonra stat yavaş yavaş boşalmaya başladı. Trabzonspor seyircimiz çıkarken elindeki bayrak sopasını Yılmaz Vural’ın yedek kulübesine atıyordu. Hatta bir ikisi şeffaf yedek kulübesinin üstüne sertçe vurdu elindeki sopa ile. Tık yok Vural’da. Neredeyse taraftarın yarısı dışarı çıktı. 73 de Ogün, 78’de de Osman Özköylü bir gol atınca oyun birden 5-3 e döndü.

Bir uğultu var, stadyum gürültüden yıkılıyor. Ne oluyor anlamıyoruz ama sanki deprem oluyor her yer sallanıyor! Meğer o dışarı çıkanlar koşarak geri dönüyorlar. Bir gol atsak (o zamanki statüye göre) turu geçiyoruz. Tam gözümüzün önünde Ogün topu kaleye yuvarladı, hepimiz ayakta nefesimizi tuttuk. Top boş kaleye gidiyor, gitti ilk golün sahibi Misse-Misse diye bir futbolcumuz var, ofsayt pozisyonda ayağını boş kaleye giden topa uzattı gol oldu. Biz seviniyoruz, yıkılıyor stadyum ama bir şeyler ters gidiyor. Hakem golü iptal etti, buz gibi golümüzü Misse-Misse’nin ofsayttaki durumu yedi. Heyecan işte, gitmiş ayağını değdirmiş topa hakemde iptal etmiş, değdirmese zaten goldü.
Bunu niye anlattım bugün biliyor musunuz? Evet, bugün Trabzonspor’un başında o zaman rakip Bochum takımında sol bek oynayan Reis vardı ama ben aslında başka bir konuya değinmek istiyorum. O gün takımın başında olan Yılmaz Vural’ın oturduğu kulübeye, 5-1 iken ellerindeki sopalarla vuranlar eğer maç 5-4 bitse idi onu omuzlara alacaklardı.
İşte futbol böyle nankör bir meslek, dün Yılmaz Vural, bugün Fatih Tekke belki yarın Reis.
Kim bilir…
ALTYAPI EKSİKLİĞİ…
Son Trabzon yağmurlarında da gördük ki alt yapımız yetersiz.
Bizim zamanımızdan biliyorum, gerçi alt yapı benim ihtisas alanıma girmiyordu ama günlük çalışma iş hayatımızın bir parçası idi. O dönemde alt yapımız bir hayli eksikti. Yol kenarında farz edin ki bir su patlağı var, hiçbir belediye yetkilisi sokakta akan suyun hangi taraftan aktığını bilmiyor! Çağırıyorlar eski Su İşleri Müdürü rahmetli Osman Aşçı’yı o bakıyor, yolun şu tarafını kazıyın diyor. O derece yani, gelen geçen tüm belediyeler kulağının üstüne yatmış.
Bizde göreve geldik, alt yapıdan sorumlu müdürlerle toplantı yapıyoruz hepsinde aynı dert: kolektörler çalışmıyor. Trabzon merkezin önünde 5 kolektör var, kentin pis su akarlarını denizin uzağına bırakıyor. Ama bu 5 kolektörün 3’ü dolu! Ve bu doluluk için bayağı bir masraf gerekiyor, bu da bizim boyumuzu aşıyor diyor müdürlerimiz bizde ellerimizi yukarı açıp, bir felaketle karşılaşmadan görevimize devam ediyoruz. Gerçeği bu, o dönem biz muhalefet bir belediye olduğumuzdan (2004-2009 Volkan Bey dönemi) devletin kurumları da bize yanaşmıyor. DSİ çözer mesela ama bizi kale bile almıyor.

Şimdi zorlukları biliyoruz, biliyoruz da arkadaş 23 senedir sizin iktidar döneminiz, sizin uzaktan kumandalı kurum müdürleriniz. Bu sorunu siz de biliyorsunuz, kent deniz ile kod farkını bozan bir imarlaşma ile de karşı karşıya. Buna neden çanak tutuyorsunuz? Veya neden çare bulmuyorsunuz?
En son Beşirli Sahil dolgusunda kod farkı olduğunu ve bunun kent akarları ile deniz bağlantısında sorunlar doğuracağını Mimarlar Odası bir raporla ortaya koyuyor, sizden ses var mı?
Yok elbette, her şeyi en iyi siz biliyor, en büyük akıl sizin kafanızda.
Çözüm bulun, kumanda sizin elinizde…
KOCA USTAYI ANALIM…
Refik Karaağaçlı’nın bu yıl ölümünün 12.ci senesi, 14 Eylül 2014’de kaybetmişiz koca ustayı.
Onunla ilkyazı buluşmamız rahmetli Ayhan Kıyak’ın Türksesi Gazetesinde olmuştu. 94’de bana köşe yazarlığı verildiğinde gazetedeki en büyük destekçilerimden biri idi Refik abi, aynı zamanda musiki derneklerinde de yan yana idik, o kemanı ile bende ritim ile sazın içinde.
Türksesi’nde 3 ana köşe yazarı idik o dönemler, önceleri haftalık başlamıştım kesmedi beni tabii konular dolu dolu, hafta 2-3 derken her gün yazmaya başlamıştım. Bir diğer destek aldığım yazar Özgün (Baran) abi idi, rahmetler olsun. Özgün abi de çok erken vefat etti, ne sohbetlerimiz vardı.

Bir gün aradı arkadaşlar Refik abi Meydan da düşmüş, ambulans çağırmışlar yoğun bakımda imiş. Hemen aradım, şak diye çıktı “İyiyim, iyiyim Gürselciğim” dedi naif kişiliği ile. “Hayırdır Refik abi, ne oldu? Tansiyon falandır garanti…” dedim, sesini kısarak “Yok Gürselciğim, yok. Açlıktan açlıktan bayıldım…” dedi, epeyce gülüştük.
12 koca sene geçmiş, koca ustanın üzerinden.
Rahmet ve özlemle Refik abi…
İLK KEZ BAKANA HAK VERDİM…
Biliyorsunuz arada bir Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i tırmalarım.
Ama geçen hafta sonu bir açıklamaları var, abi haklısın dedirtti bana. İlk kez kendisine katıldım. “Çocuklar artık küçük yaşlardan itibaren oyunlarda öldürmenin çok normal bir şey olduğunu görmeye başladılar. Öldürüyor, tekrar canlanıyor. Çocuklarımız oyunlar üzerinden insani değerlerini kaybetmeye başlıyor. Bunları üreten firmaların insani değerler konusunda mutlaka uyarılması, belki cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalması gerekiyor” diyor.
Haklı mı, yerden göğe kadar haklı…

Ben resmen torunlarımdan gözlemliyorum, oğlan daha 3 yaşında ama devamlı tablette kavga döğüş adam öldürmeleri seyrediyor. Kız torun 5 yaşında onun elinde de bir tablet o da sabah akşam hamile kadın çocuk videoları seyrediyor! Anne babası engelliyorlar ama seyrettikleri o videoyu engel koyuyorsun başka bir dilde aynı video yine yayımlanıyor. Yani sen ne kadar engellersen engelle yayımcı şirketler onu çocuğa ulaştırmanın her türlü yolunu buluyor.
Haklı yani Yusuf, hayret bir biçimde kendisine ilk kez katıldım haklı buldum.
Sevgili Yusuf, şu mafya dizileri hakkında da birkaç kelamını bekliyoruz…
Öğretmene zorla beyaz önlük giydirmekle tüm sorunlar çözülmüyor
Ayrıca şu velilerden a4 kâğıdı, çamaşır suyu ve sıvı sabun toplayan okullarına da bir el atsan diyoruz, bir zahmet…
TEKRAR SEÇMEK İÇİN 2028’DE SEÇİM YAPILACAK
Gülmeyin aynen öyle demiş süper Bakan Gürlek.
Hani seçime gerek yok, bakın aday falanda kalmadı karşısında, hatta belediye falan da yok. Siz aranızda çözün olayı, ilan edin bir 5 yıl daha Başkan Reis olacak diye bitsin gitsin, diyeceğim de olmuyor işte.
Valla yapsınlar bunu Anayasa gereği olduğunu zanneden yığınla insan var memleketimde yeminle. Örnek mi çık bak halkın arasına, hala halkın büyük bir kısmı akaryakıt zammını dış güçler yaptığını sanıyor. Çık bak…
Hayır Akın abi, zaten biliyoruz 2028 de seçim normalinde olacak, olacak da niye bize hatırlatıp moralimizi bozuyorsun onu anlamıyoruz.
Ayrıca seçim için nereden baksan 30-35 milyar paramız gidecek, sonuç belli ise bari sıkıntısı bize yansımasın Akın abi. Ekonomik külfet falan olur, olmasın yani en çok kâğıtlara da yazık, aranızda anlaşın ilan edin biz kabulüz…

Bence büyük bir aşama da kaydettik demokrasimiz adına, eskiden “Atı alan Üsküdar’ı geçti” diye ilan edilirdi seçim sonuçları artık 2 sene önceden sonucunu açıklamaya kadar geldik. Hayırlara vesile olsun, olsun da bu da bünye arkadaş yavaş yavaş verin zehri bari…
“Bakalım Cumhurbaşkanlığı yolunda kaç kişi telef olacak” diye de bir veciz sözümüz vardı hatırlarsanız. Oradan şimdi nerelere geldik, ilmek ilmek…
Bence Akın abi iyi iş çıkardı, iki sene önceden sonucu müjdeledi.
Oh çok şükür ülkece rahat bir nefes aldık Akın abi teşekkürler. Neydi önceden öyle yok seçim öncesi yok seçim sonrası aman efendim sonuç ne olacak, kim seçilecek, kim kazanacak stresi, gerginliği, telaşı…
Bitti gitti, millete hizmet işte budur…