Zor bir dönemden geçiyoruz, bazı suçlulara af çıkarıyoruz ama suçu sabit olmayana her türlü eziyeti veriyoruz. Bunlardan biri de hemşerimiz Murat Çalık.
Beylikdüzü Belediye Başkanı, İTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması mezunu. Öyle sıradan biri değil işinin ehli, Kartal İmam hatip mezunu değil yani. Önce Beylikdüzü’n de Ekrem İmamoğlu’nun yardımcılığını yaptı şimdi Başkan. Pardon, şimdi tutuklu Murat Çalık.
Birkaç gün önce hastane önünde annesinin fotoğrafını gördüm, insanın içi parçalanıyor. Hastaneye kaldırılmış, ameliyata alınacak. Annesi kapı önünde bekliyor, “endişeliyim, çok üzgünüm, bekliyorum, elimden bir şey gelmez” diyor. Bir annenin dilindeki en çaresiz cümleler bunlar. Gizli tanık beyanları ile tutuklandı Murat Çalık, kesinleşmiş bir kanıt yok hakkında. Mahkeme kararı da yok ama adam ağır hasta. Ameliyata girdi, boynundan yine biyopsi aldılar.

Değerli okurlar, bu artık bir hukuk davasından çoktan çıktı. Bu resmen bir inat!
Murat Çalık’ı göz göre göre ölüme sürüklüyorlar. Yunanistan yolunda yakalanan adam kaçma şüphesi yok diye serbest bırakılırken Murat başkan tutuklu. Ben bu durumu AKP’ye yakıştıramıyorum, bu nasıl bir zalimliktir anlamıyorum. Lenfama hastası bir insan tutuksuz yargılanamaz mı?
Aslında çok şey yazmak istiyorum da ailesi görür okur da daha fazla üzülürler diye yazamıyorum. Ama tek şey söyleyeceğim; tarih yaptığı kirli işlerden dolayı parti değiştiren topuklayan efeleri değil, ağır hasta olmasına rağmen hapisten korkmayanları yazacak.
Kendisine sağlıklar diliyorum, gözü yaşlı annesine de yakında iyi haberleri gelsin diliyorum.
KARAGÖZ MEYDAN MUHAREBESİ…
Trabzon Büyükşehir Belediyesi en sonunda projeyi ortaya çıkardı, meclisten de onay aldı.
Her zaman söylerim, kentin tamamını ilgilendiren konularda yapılan projeler mutlaka halkın onayına, ilgili STK’ların ortak görüşüne sunulması gerekir.

Amsterdam belediyesinin yıllar önce bir konu ile kent halkına sorduğu anket formu aklıma geldi. 5 dilde (İngilizce, Almanca, Fransızca, Arapça ve Türkçe) yapılan anket formunda şu an mevcut işleyen bir metro hattının alt bölümünde bir geçiş yapılıyor ve kent halkına soruluyor. Ey Amsterdam halkı, diyorlar 3 sene sonra buradan bir geçiş bölümü yapacağız siz yaşlılar, siz gençler, siz kadınlar, siz engelliler ve tüm kent yaşayanları ne düşünüyorsunuz?
Biz de ise yaptık oldu projeleri…
CHP Ortahisar Belediye Başkan Yardımcısı çekincelerini koymuş ortaya. “Hani” diyor “Atatürk Alanı’ndan sonra kentin nefes alacağı ikinci büyük meydan olacaktı burası. Gelinen noktada ne meydan var, ne de verilen sözler (!) Hazırlanan proje; meydan anlayışından uzak, bina ve beton yığınına dönüşmüş. Kâr odaklı kentsel dönüşüm projesi haline gelmiş. Kent nefes alması gerekirken rant uğruna betona teslim edilmiş”.
Valla ne bekliyordunuz ki?
O “YILDIRIM” VALİDEN, BU “YILDIRIM” VALİYE…
2003 yılı, emekliliğine bir sene kalan merkez Valilerinden Aslan Yıldırım, hacca gitmeye karar verir. Evraklarını hazırlayıp hac vazifesine gider ama Valiler kararnamesinden şak diye Trabzon Valisi olarak görevlendirilir.
O dönem bizim İbrikçi Şinasi de vardı, o da Şam’da Empati gurubu ile. Cengiz Çandar’lar falan kol kola. Pat diye İstanbul’a Kültür ve Turizm Müdürü olarak tayin edilmesin mi? Bende o dönem köşemde yazmıştım “Kimine Hac ’da Valilik, Kimine Şam’da Müdürlük” başlığı ile…
Ben o dönem Muhtarım, Muhtarlar Derneği Başkanıyım. Hac vazifesinden direk Trabzon’a geldi Sayın Yıldırım. Koltuğa oturunca dernek olarak kendisini makamında ziyaret etmiştik. Yönetim Kurulumuzdan bir Muhtar (rahmetli Gülbahar Mahallesi Muhtarı Haydar Kalkışım) konuşmasına başlarken yeni Valimizin hacılığını da kutladı. Birden “Geç o konuyu” dedi Vali Yıldırım, “ben o vazifeyi kendim için ahir ömrüm için yaptım, burası Valilik makamı burada devlet işleri konuşulur” dedi.

Yaş haddinden emekli oldu, sessiz sedasız “elveda” dedi gitti. Ondan önceleri gibi…
Şimdi görevi bırakan Trabzon Valisi nerede ise bando mızıka “elveda” diyor. Bakıyorum sabah akşam etrafında tavaf edenlere hepsi iktidar mensupları!
Ne yaptırmış merak ediyorum, kendi parası ile okul mu yaptırmış, hayrına bir çeşmemi Trabzon’a? Devletin parası ile görev süresini bitirmiş, iktidarına biat ederek.
Eeeee, biz Aslan Yıldırım’ı da gördük Kaplan Yıldırım’ı da sayelerinde…
KTÜ’NÜN BİLİRKİŞİ RAPORLARI…
Yalanlama yayınlamışlar, doğru değil demişler ve eklemişler “70 yıllık köklü bir geçmişe sahip KTÜ’yü töhmet altında bırakamazsınız”…
Valla konuyu bilmiyorum, sanırım 6 Şubat deprem dolayısı ile hazırlanan bilirkişi raporları ile alakalı. Benim aklıma yıllar öncesinden bir bilirkişi raporu geldi.
O dönem yerli bir gazetede “Hukuk Doktoru” başlığı ile bir KTÜ ekonomi bölümü hocasının köşe yazıları vardı. İçerisinde bulunduğum Muhtarlar ile de Köy Kanunu hakkında yalan yanlış bir şeyler yazmıştı bende kendi köşemde eleştirmiştim, hatta köşesindeki fotoğrafında kullandığı avukat cübbesine de hiç yakışmadığını belirtmiştim. O dönem Baro Başkanı Ali Sürmen’den bir açıklama geldi “Baromuza bağlı böyle bir avukat yoktur” diye. Yazdım tekrar, hemen apar topar resim değiştirildi gazeteden. O ara ben Trabzon Türk Hava Kurumu ile mahkemeliğim, idari mahkemesi dosyamı bilirkişiye gönderdi, bilirkişi kim? Benimle köşesinde atışan KTÜ’lü “Hukuk Doktoru”!!!

Ben THK ile yazımın sonunda “Hani İsmet Paşa ne demişti: ‘Bir memlekette namus erbabı laakal namussuzlar kadar cesur olmadıkça, memleket için kurtuluş yoktur. Bende konuyu sonuna kadar irdeleyeceğim…” demiştim. “Namussuz dedi” diye muhatap mahkemeye maddi dava açmıştı. Bu arkadaş bilirkişi raporunu doldurdu mahkemeye sundu, diyor ki: “her ne kadar da bu cümle İsmet İnönü’ye aitse de yazar bunu yazarak davacıya namussuz demiştir” ve asıl burası çok önemli ekliyor KTÜ hocası raporuna “Davacı 4 milyon lira istiyor, 3 milyon uygundur”! (raporunun ön yüzünde de ‘bilirkişinin görevi: yazıda suç olup olmadığının belirlenmesi’ diye de yazmasına rağmen bu arkadaş kendini mahkeme hâkimi yerine koyup bir de maddi zararın bedelini belirliyor!)
O dönem Türkay Tüdeş, her platformda “Elit Üniversite KTÜ” diye dillendiriyor bende köşemden yazmıştım “El’it üniversitenin El’it hocaları” diye. Çağırdı gittim makamına kahve içtik, konuyu anlattım. Kendini mahkeme hâkimi yerine koyan El’it hocanın haddini aşan bilirkişi raporunu konuştuk, özür diledi. “Bunlar ne yazık ki var bünyemizde” demişti.
Şimdi KTÜ yönetimine diyorum ki, ne yazık ki bunlar var bünyede. Temizleyin rahat edin.
İRAN’DAN BİZE SIKINTI SIÇRAR MI?
İran, ABD kendisine saldırdığı takdirde ne kadar ABD üssü varsa etrafta saldıracağını açıklamış. Elbette bunların arasında Türkiye’de var.
Hayırlı olsun arkadaşlar nur topu gibi bir savaşımız olacak.

Ya arkadaş nasıl ediyoruz, nasıl başarıyoruz bilmiyorum ama her bela dönüp dolaşıp bizi buluyor.
Ama şunu iyi biliyorum, Türkiye ve İran arasında ara ara bölgesel rekabet ortamı olsa bile doğrudan bir düşmanlık yok. Enerji ticareti, sınır güvenliği işbirliği falan ilişkiler güzel yürüyor.
İran şuan bir çıkmazda Türkiye’yi açık düşman görmez.
Rahat olun, bize taş gelmez…