Bazı toplantılar vardır; sadece rakam anlatmaz, umut verir.

Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik’in her yıl geleneksel hale getirdiği kahvaltılı basın buluşmaları işte tam da bu türden.

Dokuzuncu görev yeri Trabzon’da, geçmiş yılı bir önceki yılla kıyaslayarak kamuoyunu bilgilendirmesi, üstelik bunu şeffaflıkla yapması son derece kıymetlidir.

Göreve geldiği günden beri her adli olaydan sonra “Bilgi notu”yla hem basına yardımcı oluyor hem de kamuoyunu doğru bilgilendiriyor.

Çünkü bilgi kirliliğinin kol gezdiği bir çağda, resmi verilerle konuşmak güven oluşturur.

Başsavcı Çelik’in verdiği rakamlar açık.

2024–2025 kıyaslamasında yüzde 80 seviyelerinde olan iş gücü oranı yüzde 104’ün üzerine çıkmış durumda.

Bu ne demektir?

Adliyede işler hızlı yürüyor.
Dosyalar raflarda beklemiyor.
Vatandaş adalete daha çabuk ulaşıyor.

Bu başarı tesadüf değil; disiplinli bir yönetimin ve ekip çalışmasının sonucudur.

2026 hedefi ise daha da iddialı

Yüzde 104’ün üzerine çıkmak.

Bir başka önemli detay…

2025 yılında Trabzon’da hiç basın suçu işlenmemiş.
Başsavcı’nın “en iyi karne basının” sözleri, biz gazeteciler için ayrıca gurur verici oldu.

Toplantıda sorduğum soru ise şiddet üzerineydi.

Aile içi ve kadına yönelik şiddetin yalnızca kadın ekseninde ele alınmasının, erkek, çocuk, hayvan, doğa ve bireyler arası şiddetin gölgede kalmasına neden olup olmadığını sordum.

Başsavcı Sedat Çelik’in cevabı son derece netti.

Şiddet tek başına kadına ait bir sorun değildir.
Şiddet bir zihniyet meselesidir.

2025 yılında aile içi ve kadına yönelik şiddet kapsamında bin 137 yeni dosya açılmış, yıl sonunda 56 dosya işlemde kalmış, 127 dosya ertelenmiş.

Ama asıl önemli olan yaklaşımdır

“Bir insanın doğasında şiddet varsa; kadına da, erkeğe de, çocuğa da, hayvana da şiddet uygular.”

Ve çok kritik bir tespit yaptı.

Kadına yönelik şiddet haberleri daha fazla okunuyor.

Reyting alıyor.
Ama biz haberi cinsiyet üzerinden değil, eylemin kötülüğü üzerinden kurmalıyız.

Şiddeti parlatmadan, romantizme etmeden, topyekûn lanetleyerek.

Çünkü bu sorun ancak toplumsal refleksle çözülür.

Eğitimle,
Aileyle,
Basınla,
Devletle,

Herkesin sorumluluğu var.

Gelelim diğer sevindirici tabloya.

Trabzon, hırsızlık suçlarında Türkiye’nin en iyi illeri arasında bulunuyor.
Her yıl düzenli bir düşüş var.
Genel suç oranlarında da gerileme söz konusu.

Bu, küçümsenecek bir başarı değildir.

Bu şehir daha güvenli hale geliyor.
Bu şehirde adalet daha hızlı işliyor.
Bu şehirde suç azalıyor.

Elbette sıfır suç mümkün değil.

Ama tolere edilebilir seviyelere indirmek mümkündür.

Trabzon bunu başarıyor.

Ve bu başarıda; şeffaf yönetimin, disiplinli adliye kadrolarının, bilinçlenen toplumun ve sorumlu basının payı oldukça büyüktür.

Kısacası…

Trabzon’da suç oranları düşüyor.
Adalete güven artıyor.
Ve bu hepimiz için umut verici bir tablodur.