9 erkek kardeş bizim Ahmet, çok dertli idi bir gün. “Muhtar, 9 erkekten biri bile ne siyasetçi oldu, ne kuyumcu ne gümüşçü. Aramızdan biri bile marketçi olmaya niyetlenmedi. Abi hadi türkücü bile yok aramızda niye bir kasap çıkmadı mesela bizden? Eve hala eti ben alıyorum…”
Son günlerde eski Bakan şimdinin 2 milyar götüren ablası olan Fatma Betül Sayan Kaya gündemde olunca “Sayan Ailesi” birden medyanın gündemine düştü. Vay anam vay, ülke resmen başarılı akademik hayata sahip insan kıtlığına düşmüş ki bu aileye sarılmışız.
Fatma Betül Sayan Kaya, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanı olmuş, kardeşi Ayşe Hilal Sayan Koytak eski Kuveyt, Bahreyn Büyükelçisi imiş şimdinin Helsinki Büyükelçisi, Ömer Fatih Sayan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı olmuş hatta Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcılığı bile yapmış. Nazmiye Sümeyye Sayan ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis üyeliği yapmış, bu ablanın AKP’li belediyelerden aldığı ihaleleri yazmıyorum bile…

Memlekette üniversite bitirmiş adam kalmamıştı, haklılar. Baba Avukat Ramazan Sayan’da Reis’e son derece yakın bir abi.
Geçmişte bir Kavakçı ailesi vardı, nasıl aynı elden çıkmışlarsa her şeyleri pek bir benziyor.
Bence bu saatten sonra Fatma ablaya bakanlık falan olmaz ama şöyle bir İngiltere falan Büyükelçiliği çok güzel yakışır, derim ben. Elçiye zeval olmaz, Reis iyi düşünür hep!
Unutmadan Fatma Betül Sayan Kaya’nın oğlu da bu ailenin başarılarına yakışır bir fert olarak LGS Türkiye birincisi olmuştu.
Hatta bu Fatma Betül ablanın; 2008’de AKP yönetiminden İstanbul Büyükşehir Belediyesi şirketi İSBAK AŞ’de işe girip 2 ay sonra İBB bursu ile ABD’ye eğitime gittiğini de buraya yazalım, kayıtlarda kalsın. Kaya’ya toplam 85 bin 791 dolar ve ayrıca 20 bin 289 tl ödeme yapılmasını da hatırlatalım.
Kişi başına düşen diploma sayısı en yüksek aile bence bu Sayan ailesi, Fatma ablanın sadece erkek kardeşinin 10 diploması var anasını satayım. İmrenmemek elde değil. 6 diploma, 2 yüksek lisans, 2 doktora sahibi Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan hani bir ara YÖK’ten sahte evraklarla sahte diplomalar skandalı vardı, hah o ara Ömer Fatih abi Anadolu Üniversitesi’nden aldığı 4 lisans diplomasını şak diye kişisel sitesinden kaldırmıştı. Neyse o işler bizi aşar, yaparsa AKP yapıyor zaten. Onlara yetişilmiyor…
Seda Sayan’a baktım bunlarla akraba mı diye, bir de bizim Savcı Sayan’a. Yok ne yazık ki değillermiş, üzüldüm…
Ülkenin geldiği durumu görüyor musunuz, ne aileler ve neler neler dönüyor?
Bana bakmayın, tüm suç sizde…
BAK, DEVLET ADAMLIĞI NASIL OLUYORDU ESKİDEN…
Oldukça mütevazı döşenmiş odaya giren iki lise talebesinden biri olan Can, Milli Eğitim Bakanından yurtdışı için burs talebinde bulunmuş. İki lise öğrencisi de okullarında çok başarılı ve derece ile bitiriyorlar okulu. “Sen bir dışarı çık, Can” demiş Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel. Can odadan dışarı çıkmış, odada kalan liseli çocuğun adı Gazi.
“Bak evladım, ben sizler gibi başarılı öğrencilerin yurt dışında öğrenim görmesini her zaman desteklerim. Fakat bir Bakan olarak oğlumu Amerika’ya gönderirsem bunu başkaları farklı değerlendirecektir. Bu yüzden sadece sana burs vereceğim, gerekli işlemlerin yapılması için talimatı veririm az sonra. Hayırlı olsun…” deyip dışarı çıkmasını söylemiş talebeye. Heyecanla kapının önünde bekleyen Bakanın oğluna sarılan çocuk “Can sana bir iyi, bir de kötü haberim var. Baban bana burs verdi ama senin gitmeni onaylamıyor.” Tombul yanaklı çocuk elini cebine atıp bir mendil çıkartmış, içi para dolu mendili arkadaşına vermiş. “Al bunları Gazi, nasıl olsa bana lazım değil bu para artık” demiş. Bir yıldır yurt dışı için biriktirdiği parayı arkadaşına vermiş.

Oğlunun geleceğini bile ülkesinden sonra düşünen onurlu Milli Eğitim Bakanımız Hasan Ali Yücel’i saygı ile anıyorum.
Büyük edebiyatçı oğlu Can Yücel’i de saygı ile anıyorum.
Geçen sene kaybettiğimiz onun lise arkadaşı Gazi ise, dünyanın en ünlü beyin cerrahlarından biri olan Prof. Dr. Gazi Yaşargil idi, onu da rahmet ve saygı ile anıyorum…
Belediyenin bursu ile ABD’ye giden ve dönüşünde fonlarca doları hüpletenlere de kapak olsun bu…
SPK YERİNE MHK BAŞKANININ GÖZALTINA ALINMASI…
Önce SPK zannettim ama meğer MHK Başkanı ve üyeleri gözaltına alınmış.
Fon konusu unutturulmaya mı çalışılıyor anlamadım gitti.
Bak bundan da bir şey çıkmaz. Uykuya devam eden ümmet sandığa kadar zaten unutur tüm gerçekleri size bugünden hatırlatayım. Tuzun bile koktuğu ülkede yurt dışı yasağı ile komple serbest kalırlar, bakın görün.
Bu abilere bunca sene kimse dokunabildi mi, onca rezilliğe rağmen? Dokunulamadı elbette, çünkü arkaları sağlamdı bu abilerin.

Ben şahsen ünlülere uyuşturucu operasyonu bekliyordum, şimdi epeyce bu geyik ile döner dururuz.
Ayrıca sonuna kadar gitmeyecekseniz hiç uğraşmayın abi.
Dün sabah açtım TV’leri bu haber, SPK’dır dedim, gözlerimi ovuşturdum tekrar baktım yok hakikaten MHK yazıyor. Ne günler yaşıyoruz arkadaş, nasıl bugünlere geldik. Ülkede milyarlık soygun var, istifa eden yok. Sadece Reis’den görevi bırakmak için affını isteyen bir abla var. İktidar kanallarında yeminle Fatma Betül Sayan Kaya gibi biri yaşamıyor bile. Normalde Cumhurbaşkanının partideki yardımcısı soyguncu çıktığı bir ülkede o siyasi parti ve mensupları tarihin tozlu sayfalarında yerini alır ama bizde MHK başkanı gözaltına alınınca herkes bir koro halinde “aaaaa….” oluyor!
Fon skandalını unutturmak için insanların en zayıf noktasına yani futbola dokundular.
Ne edelim, fonlardan para kaldıranlara sıra gelmemiş demek ki.
Cambaza bak, cambaza.
Dağılın…
HEM İNANÇLI HEM LAİK OLUNMAZ, DEDİLER…
Yıllarca bizi bu sakızla çiğnediler, “hem inançlı hem de laik olunmaz” dediler.
Son günlerde gördük ki, hırsızın inançlısı makbulmüş!
Gülmeyin, aynen öyle.
Bak buraya yazıyorum, şu fon hırsızlarının içinde bir tane muhalif Ce Ha Pe’li olsa şimdiye kadar çoktan zincirleyip kör kuyulara atılırdı ve AKP yüzyıl daha bunun ekmeğini yemek için propaganda örgütünü çalıştırırdı. Görüyorsunuz işte ne hikmetse bu hırsızların hepsi AKP rahle-i tedrisatından geçmiş abilerden ablalardan oluşuyor. Yine Allah’ın hikmeti herhalde daha bir tane AKP’li ters kelepçeli sosyal medyaya düşmedi.
Dilleri tutuldu, ağızlarını açamıyorlar!

Hadi bakalım bu kez nasıl mağdur olacaklar bu fon çarpılmasından göreceğiz? Hem halkı soyup hem de mağdur olmayı başarırlarsa bende hürmetle önlerinde eğilip AKP’li olacağım, söz. Mesela ilk kim bu paralarla camii yaptıracaktık, Filistin’e silah falan gönderecektik falan diyecek, kim acaba? Merakla bekliyor halkım…
Belki yanlış terim kullandık, hem inançlı hem de hırsız olunmaz biliyoruz inançlı görünüp hırsız olanlardan bahsediyoruz. Yanlış anlaşılmasın, okuyucularımıza duyuralım…
Hatta bu konuda daha detaylı bilgi almak isteyenler rahmetli Yaşar Nuri (Öztürk) hocanın “Allah ile aldatmak” kitabını okuyabilir.
Domuzu haram diye yemeyen ama haramı domuz gibi yiyenleri seyrediyoruz.
Hayırlara vesile olsun, izliyoruz sadece…
YENİ PARTİ İLÇE BAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ
Geçen hafta sonunu eski CHP’lileri yeni YENİ Partilileri ilçe başkanlığı seçimleri ile gördük. Çoklu aday seçimleri, Ortahisar-Beşikdüzü gibi ilçelerde çok hareketli geçti. Ortahisar’da seçimi Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya aldı, diyorlar.
Ortahisar önemli aslında, eskiden merkez ilçe tavan yapardı.

Aklıma geldi böyle bir dönem seçime gidiyor CHP Merkez İlçe, Volkan Bey odasına çağırdı akşamüzeri. Odasına girdim, bir muhtar ve bir CHP meclis üyesi odasında sohbet ediyorlar. 3-5 gün sonra seçim var. “Bak” dedi, “Mehmet Bey ve Muhtar ne diyor?” Mehmet Bey dediği rahmetli Mehmet Eyüpoğlu, Muhtar da Çarşı Mahalle Muhtarı Sami (Sancak). İkisini dinledim, CHP İl Sekreterliğini de yapan Av. Oktay Yavuz’u İlçe Başkan adayı göstermek istiyorlar. Volkan Abi de destekliyor. Dedim ki, “Oktay Beyin haberi var mı bu durumdan?”, “yok” dediler. “Duysa kabul etmez, İl yöneticisi niye İlçe Başkanlığı adaylığını kabul etsin ki?” dedim. Aradım Av. Oktay Yavuz’u, Hopa’da çıktı, “yoldayım geliyorum” dedi. Geldi geç vakit, Muhtar Sami ve Mehmet abi bekliyor. Volkan Bey ile konuştular ikna oldu Oktay ve ertesi gün adaylığını açıkladı. Son günlerinde, seçim yaklaşınca ne oldu biliyor musunuz? Volkan Bey ayakları üzerinde duramadı, Av. Oktay’ı desteklediğini mertçe ortaya koyamadı. Sağlam destek göremeyen Oktay Yavuz seçimi kaybetti. Ardından Ahmet Kaya CHP İlçe seçimine girdi, ona da güya destek verdi Volkan. Ama net bir duruş, net bir kararlılık gösteremedi, Ahmet 2 sefer Murat Özçilingir karşısında sanıktan eli boş çıktı, kaybetti.
Şimdi demem şu ki, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ilçe seçiminde iki adaydan Haluk Batmaz lehine dik durdu, destekledi. Batmaz kazandı.
Bence seçimi Haluk Batmaz değil, Ahmet Kaya kazandı denilmeli…
TÜRKİYE YÜZYILI’NI GAZLAYAN TRABZON VEKİLİ…
Bizim bağlamacı Mustafa, İstanbul Kartal’da partililerini Türkiye Yüzyılı Buluşmalarında toplamış ve Türkiye’nin nasıl uçtuğunu, 2028’de Reis’i tekrar seçersek nasıl arş-ı âlâya yükseleceğinin müjdelerini vermiş.
Son zamanlarda fon patladı, ne yapmak lazım? Hayal satmaya devam etmek lazım, insanları bir şeylere inandırmak lazım. Ver gazı “Güçlü Türkiye” algısına, arkaya yaslan bekle.
Yer mi yemez mi göreceğiz.

2023 gelirken halkı “Lozan bitince maden çıkaracağız, uçacağız, kaçacağız” demişlerdi. 2023’de gördük kaçanları uçanları. Ayrıca niye “Türkiye Cumhuriyeti Yüzyılı” demiyorlar da sadece “Türkiye Yüzyılı” diyorlar? Düşündünüz mü hiç! Bir devletin adı vardır, bu devletin adı sadece kuruluş hikâyesini anlatmakla kalmaz, geçmişten geleceğe bir köprü de oluşturur. Bu bakımdan devletin adı Türkiye değil, Türkiye Cumhuriyeti’dir. Cumhuriyet ile dertleri olanlar, Türkiye ve Cumhuriyeti birbirinden ayırdılar. Onların yeni yüzyıllarında cumhuriyet yok, bunu da buradan not düşelim eksik kalmasın yazımız.
Sayın Trabzon mebusu, bırak bu İstanbul’da yeni yüzyıl masallarını da gel bir anlat bize, nasıl 515 bin yatırımcının 900 milyar parası buhar oldu?
Sen bir bunları açıkla bizde inanalım, gerisi Elhamdülillah bizde…
İSİM ÖNERİLERİ…
Sosyal medya kaynıyor, ha bire guruplar kuruyorlar. Biri de güya fon mağdurları için film yapılacakmış, harıl harıl millet fikrini yazıyor. Haklılar aslında Amerika’da olsa üzerine birkaç film hatta dizi yapılır. Ben hayatım boyunca borsaya falan yatırım yapmadım, normal yatırımım bile olmadı. Bulduğumu yedim ama çevremde maalesef bu fon soygununa uğrayanlar ile dolu. Bazı arkadaşlar hakikaten aile dramı yaşıyor, gerçekten zor durumdalar.
Ben asıl bu filme hangi isim uygun düşer onu araştırıyorum.

Mesela “fak fun fon” vardı, şimdi güzel bir film adı olur. “Doyamayanlar” var, “Durmak yok, soymaya devam” güzel durur aslında, “Fonuna kadar…” hatta “Betül ve diğerleri…” mesela süper olur. “Fanfinifinfon”, “Rabbim verdikçe veriyor…”, “Fon pişmanlık neye yarar?” aklıma şimdi gelenler…
“Fonla beni”, “Megafon”, “Ay fon”, “Mutlu fon”, “Fon döten”, “Fatma’nın suçu ne?” düşündüklerim.
Asıl süperini sona sakladım, “Koyunların sessizliği…”
Süperim ha, kendimi seviyorum…